Başlarken..
Hiç
sevdiğiniz birine mektup yazarken zorlandınız mı? Devir itibariyle sormaya
yanlış yerden başladım, hiç sevdiğiniz birine mektup yazdınız mı? Yaşım çok
müsait olmamasına rağmen çocukluğumu pulsuz mektuplara adadım diyebilirim. Çok
alakasız bir yerden başladığımın farkındayım ancak mükemmel bir girişi
tasarlarken bile üç kez başlamak fiilini kullanmış olup şuan dörtledim. Hâlbuki
bir paragrafta birden fazla aynı kelimenin kulak tırmalamaması konusunda bir
dönem eğitilmiştim. İnsan okumayı bırakıp konuşmaya odaklanınca kelimelere dair
çoğu şeyi yitiriyor. Kelimelerimi yitirmiş bir halde yazmaya devam ediyorum bu
yüzden satırlarım olmadık yerlere savruluyor.
Biraz
daha uzatmak vaktinizden çalışım olacak, bunca israfıma neden, bu dünyaya
tutunmak için birkaç dal bulmaya çalışmam. Şu pek değersiz dünyamızla ilgili
hayallerim gözümde sigara tablamdaki küllere dönüştü-sigara içmeyenler de
sigara tablalarına bekçilik edebilir-işte bundan kuruyan bahar dallarını en
azından bahçeme çit olarak dikmeye karar verdim. Benim olmaktan çıkan en köklü
ki artık köksüzdür hayalim yazar olmaktı. İmza günümde sıraya saatler önceden
giren okuyuculardı hayalim şimdiyse şu yazıyı okuyan üç kişinin sadece ikisi
arkadaşımsa bir hayli mutlu olacağım. Yazmak o denli bir hayaldi ki onu
herkesten kıskanırdım, kalabalık bir caddede çarpışıp pardon demeye erindiğiniz
her beş kişiden üçü yazar olmak isterken kalan ikisi zaten yazar olduğuna
inanıyor oluşu beni derinden yaralamaya yetiyordu. Şimdi bile ufak ufak
delirtiyor bu düşünce.
Yazma
halinin eğri büğrü olması onu çit olmaktan kurtarmayacak maalesef. Kendileri pek
dengesiz olduğundan burayı sade bir ilhama emanet edemem. Ayrıca şimdiden
yazının kitaplara susadığını seziyorum. Aşağıya bir yerlere bu yıl okumamı
bekleyen kütüphanemden kitaplar iliştireceğim bu kitaplar bu yazının
yayınlanmasıyla birlikte bir yılda tükenmeli ve yanlarında gizli hedefime giden
yolda biraz daha kitap götürmeliler. Bu bir yıllık hedef meselesi
Jane&Julia filminin eseri.
Listenin
yanına tik koymaktan fazlasını istiyorum tabi ki. Okunan kitapları sizlere
birer yazıyla haber vereceğim bu yazılarda eleştiriden uzak durup yazarın
okuyucuya nasıl bir tat duyumsattığını vermeye çalışacağım. Hiçbir işi
bitiremeyen bir zat olarak bitirilmiş bir işi tenkit edebileceğimi sanmıyorum.
Lütfen biri cümlelerimi sıfat ve zarflarından arındırsın. Yazmakla beni
bekleyen egodan bir nebze arınabilmek için ismimi kullanmakla beraber
soyadımdan tek harfle yetineceğim. İstanbul’da 500 küsür Selva yaşıyormuş,
istatiksel olarak 20 kişi Selva K.’yız. Bu saçma sapan yazıları sahiplenmek
isteyen başka bir Selva K.’nın bilmesi gereken tek şey yirmisinden birinin
hukuk okuduğu. Hayatımla ilgili bilmeniz gereken tek şey bu aslında, çünkü bu
tek şey aşağıdaki kitapların hangi eksen üzerine kütüphanede beklediğini
açıklıyor, ayrıca burada yazacağım her kitabı sıcağı sıcağına okumuş olacağım.
Yani dondurucudan çıkarılan kitaplar yok. Belki daha sonraları yazmak ve
yeniden yaşamak adına çok özlediğim bir kitabı yeniden okuyabilirim. Ancak şuan
onca kitabın üzerine hakkı doğmasın diye bu fikri pışpışlıyorum.
Üzülmeyin
sizi nereye gittiği belli olmayan yazılarımdan ve şiir dedikçe şiire hakaret
olan şiirlerimden de mahrum etmeyeceğim. Ancak daha çok yazarları konuk
alacağım buraya onlara söylemek istediklerimi söyleyecek cevapsız sorularla
uğurlayacağım. Öğrencilik hayatım boyunca kitap ödevlerini çok sevdim,
şimdilerdeyse hiçbir hocam şu kitabı değerlendir gel demiyor, ağızlarından
kerpetenle kitap ismi alıyoruz. Artık riayet etmem gereken kurallar olmadığı
için de mutluyum, buradan hepsi birer TDK onur üyesi olan dostlarıma selamlar.
Yaşasın noktasız virgülsüz eylemsiz cümleler be.. E hadi şimdiden afiyet olsun
efendim..
Selva K.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder