30 Ocak 2016 Cumartesi


Başlarken..                      

 
Hiç sevdiğiniz birine mektup yazarken zorlandınız mı? Devir itibariyle sormaya yanlış yerden başladım, hiç sevdiğiniz birine mektup yazdınız mı? Yaşım çok müsait olmamasına rağmen çocukluğumu pulsuz mektuplara adadım diyebilirim. Çok alakasız bir yerden başladığımın farkındayım ancak mükemmel bir girişi tasarlarken bile üç kez başlamak fiilini kullanmış olup şuan dörtledim. Hâlbuki bir paragrafta birden fazla aynı kelimenin kulak tırmalamaması konusunda bir dönem eğitilmiştim. İnsan okumayı bırakıp konuşmaya odaklanınca kelimelere dair çoğu şeyi yitiriyor. Kelimelerimi yitirmiş bir halde yazmaya devam ediyorum bu yüzden satırlarım olmadık yerlere savruluyor.

Biraz daha uzatmak vaktinizden çalışım olacak, bunca israfıma neden, bu dünyaya tutunmak için birkaç dal bulmaya çalışmam. Şu pek değersiz dünyamızla ilgili hayallerim gözümde sigara tablamdaki küllere dönüştü-sigara içmeyenler de sigara tablalarına bekçilik edebilir-işte bundan kuruyan bahar dallarını en azından bahçeme çit olarak dikmeye karar verdim. Benim olmaktan çıkan en köklü ki artık köksüzdür hayalim yazar olmaktı. İmza günümde sıraya saatler önceden giren okuyuculardı hayalim şimdiyse şu yazıyı okuyan üç kişinin sadece ikisi arkadaşımsa bir hayli mutlu olacağım. Yazmak o denli bir hayaldi ki onu herkesten kıskanırdım, kalabalık bir caddede çarpışıp pardon demeye erindiğiniz her beş kişiden üçü yazar olmak isterken kalan ikisi zaten yazar olduğuna inanıyor oluşu beni derinden yaralamaya yetiyordu. Şimdi bile ufak ufak delirtiyor bu düşünce.

Yazma halinin eğri büğrü olması onu çit olmaktan kurtarmayacak maalesef. Kendileri pek dengesiz olduğundan burayı sade bir ilhama emanet edemem. Ayrıca şimdiden yazının kitaplara susadığını seziyorum. Aşağıya bir yerlere bu yıl okumamı bekleyen kütüphanemden kitaplar iliştireceğim bu kitaplar bu yazının yayınlanmasıyla birlikte bir yılda tükenmeli ve yanlarında gizli hedefime giden yolda biraz daha kitap götürmeliler. Bu bir yıllık hedef meselesi Jane&Julia filminin eseri.

Listenin yanına tik koymaktan fazlasını istiyorum tabi ki. Okunan kitapları sizlere birer yazıyla haber vereceğim bu yazılarda eleştiriden uzak durup yazarın okuyucuya nasıl bir tat duyumsattığını vermeye çalışacağım. Hiçbir işi bitiremeyen bir zat olarak bitirilmiş bir işi tenkit edebileceğimi sanmıyorum. Lütfen biri cümlelerimi sıfat ve zarflarından arındırsın. Yazmakla beni bekleyen egodan bir nebze arınabilmek için ismimi kullanmakla beraber soyadımdan tek harfle yetineceğim. İstanbul’da 500 küsür Selva yaşıyormuş, istatiksel olarak 20 kişi Selva K.’yız. Bu saçma sapan yazıları sahiplenmek isteyen başka bir Selva K.’nın bilmesi gereken tek şey yirmisinden birinin hukuk okuduğu. Hayatımla ilgili bilmeniz gereken tek şey bu aslında, çünkü bu tek şey aşağıdaki kitapların hangi eksen üzerine kütüphanede beklediğini açıklıyor, ayrıca burada yazacağım her kitabı sıcağı sıcağına okumuş olacağım. Yani dondurucudan çıkarılan kitaplar yok. Belki daha sonraları yazmak ve yeniden yaşamak adına çok özlediğim bir kitabı yeniden okuyabilirim. Ancak şuan onca kitabın üzerine hakkı doğmasın diye bu fikri pışpışlıyorum.

Üzülmeyin sizi nereye gittiği belli olmayan yazılarımdan ve şiir dedikçe şiire hakaret olan şiirlerimden de mahrum etmeyeceğim. Ancak daha çok yazarları konuk alacağım buraya onlara söylemek istediklerimi söyleyecek cevapsız sorularla uğurlayacağım. Öğrencilik hayatım boyunca kitap ödevlerini çok sevdim, şimdilerdeyse hiçbir hocam şu kitabı değerlendir gel demiyor, ağızlarından kerpetenle kitap ismi alıyoruz. Artık riayet etmem gereken kurallar olmadığı için de mutluyum, buradan hepsi birer TDK onur üyesi olan dostlarıma selamlar. Yaşasın noktasız virgülsüz eylemsiz cümleler be.. E hadi şimdiden afiyet olsun efendim..

 

                                                                                                  Selva K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder